Bilgi toplumuna ilişkin teknolojik determinizm ve sosyal yapısalcılık perspektifleri arasındaki farka bakalım.


Enformasyonun hızla ilerlemesiyle birlikte, modern toplumda enformasyonun önemi giderek artmaktadır. Bilgi toplumu, hayatımızı pek çok yönden etkileyen, geri dönüşü olmayan bir trend haline gelmiştir. Dünyanın üretim şeklini, işimizi nasıl organize ettiğimizi ve nasıl tükettiğimizi değiştiriyor ve büyük endüstrileri yeniden şekillendiriyor. Ayrıca boş zaman ve hobiler, sosyal etkileşimler ve hatta zihniyet ve değerler dahil olmak üzere insanların yaşam tarzlarını da değiştiriyor. Bu değişimler hayatımızın her alanında uzun vadeli ve kapsamlı bir etki yaratarak 18. yüzyıldaki sanayi devrimiyle karşılaştırılabilir hale geliyor. Bu değişikliklerin toplumumuzu yeniden şekillendireceğine şüphe olmasa da, sonucun ne olacağı konusunda tartışmalar var. Teknoloji ve toplum arasındaki ilişkiye dair farklı bakış açıları bu değişimlerin yönünü ve doğasını öngörebilir.

Bilgi toplumuna ilişkin iki ana bakış açısı vardır: teknolojik determinizm ve sosyal yapısalcılık. Teknolojik determinizm görüĢüne göre, bilgi teknolojisindeki geliĢmeler bilgi ekonomisi adı verilen yeni bir ekonomik sektörün hızla ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu durum, istihdamın yapısı, hükümetlerin ve iĢletmelerin örgütlenme ve iĢleyiĢ biçimleri de dahil olmak üzere toplumsal yapının tüm alanlarında köklü değiĢikliklere yol açacaktır. Bu görüş, bilgi ve iletişim teknolojilerinin değişimin temel itici gücü olarak sosyal değişim üzerinde özerk bir şekilde hareket edeceğini vurgulamaktadır. Bu teknolojik determinizm bazen post-endüstriyel sosyoloji olarak da adlandırılmaktadır. Bu görüşe göre, sanayi sonrası toplum, yani bilgi toplumu, mallardan ziyade hizmetlere odaklanan bir ekonomi ile karakterize edilecektir. Enformasyon bilgisini sanayi sonrası toplumda kilit bir kaynak olarak görmektedirler. Ayrıca, parlamenter demokrasi yerine katılımcı demokrasinin, yurttaş hareketleri yoluyla toplumsal değişimin ve materyalist değerlerin gerilemesinin gelecekteki bilgi toplumunun temel özellikleri olacağını vurgulamaktadırlar.

Öte yandan, sosyal yapısalcı görüş bilgi teknolojisini bağımsız bir değişken olarak görmemektedir. Enformasyon teknolojisinin geliĢmesiyle birlikte enformasyonlaĢmanın ilerlemesinin kapitalist sistem içindeki bir değiĢim olduğuna inanmaktadırlar. Bilgi teknolojisinin sıçramalarını ve sınırlarını kabul etseler de, onu bağımsız bir değişken olarak değil, bir aracı olarak görürler. Kısacası, teknolojinin kendisi tarafsız olabilir, ancak kullanım şekli asla tarafsız değildir: kimin, ne için ve ne yönde kullandığı önemlidir. Sosyal yapısalcılar, bilgi toplumunun, katma değerli bilgi teknolojilerinin üretim ve yönetime dahil edilmesiyle sermayenin daha verimli ve güvenilir bir şekilde biriktirilebileceği bir toplum olduğuna inanmaktadır. Sosyal yapısalcılar bunu, enformasyonla ilgili donanım ve yazılımı metalaştırarak kâr kaynaklarını çeşitlendirebilecek bir toplum olarak görmektedir. Sosyal yapısalcılar, enformasyon teknolojisini kullanarak, bir yandan imalat dahil mevcut endüstrileri enformatize etmek, diğer yandan da enformasyonun kendisini sanayileştirmek gibi iki yönlü bir strateji izlemektedir. Diğer bir deyişle, sosyal yapısalcılar hem endüstrilerin enformatikleştirilmesi hem de enformasyonun metalaştırılması peşindedir. Ancak, bilgi toplumunun geleceğine ilişkin görüşleri, sanayisizleşme sosyologlarının öngördüğü gibi güllük gülistanlık değildir. Gelecekteki bilgi toplumunda ekonomik ve bilgi eşitsizliğinin artacağını savunmaktadırlar. İşçilerin daha fazla işsiz kalacağına ve işlerin vasıfsızlaşmasıyla güçlerinin zayıflayacağına inanmaktadırlar. Sosyal yapısalcılar, hükümetlerin büyük, çok uluslu organizasyonlar aracılığıyla artan hakimiyeti gibi olumsuz özelliklerin ortaya çıkacağına inanmaktadır.

Bilgi toplumuna ilişkin öngörüler akademisyenler arasında tek tip değildir ve görünüm her zaman pembe değildir. Bazıları bunu tamamen yeni bir toplum olarak görürken, diğerleri mevcut toplumun bir uzantısı olarak görmektedir. Bilgi toplumuna ilişkin farklı görüşler doğrultusunda gerçekte neyin değişeceği ve neyin aynı kalacağı arasında ayrım yapmaya dikkat etmeliyiz. Öte yandan, bilgi toplumunun uzun tarihsel süreçteki yerini öznel bir bakış açısıyla özetlemek gerekir. Ayrıca, enformatikleşme ve enformasyon toplumu ile ilgili çeşitli tartışmaları eleştirel bir gözle incelemek, toplumun özgül koşullarına uygun, arzu edilen bir enformasyon toplumu modeli tasarlamak açısından önemlidir.